varda diğerlerinin işi çok bunlar gibi boş değil :)
eğitim sen teşkilatı duyarlı tavrınız ve duruşunuzu inanıyor ve destekliyorum.başlıklar halinde belirttiğiniz tüm maddeler çok haklı gerekçeniz aydınlığa giden her düşünce ve anlayışın yanındayım.yılmak yok yola devam.
Öğrencilerin suçu ne? Grev için bile olsa öğrencileri eğitimden bir gün mahrum etmek hiç doğru değil.
Tüm öğrenci velilerimizden bu konuda bizi anlayışla karşılamalarını ve duyarlı davranarak destek vermelerini bekliyoruz. Çünkü bizler çocuklarımıza güvenli bir gelecek için, okullarda ücretli, sözleşmeli değil kadrolu öğretmenlerin görev yapması için, okullarımıza daha çok ödenek ayrılması ve öğrencilerimizin daha rahat koşullarda okuması için de iş bırakıyoruz. Bugün okullarımızın ihtiyaçların büyük bir kısmı, öğrenci velilerinden çeşitli adlar altında toplanan paralarla karşılamaktadır. Öğrenci velilerini; eğitime ve okullarımıza bütçeden daha fazla pay ayrılması, öğretmen açıklarının kapatılması ve ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanması talebini birlikte dile getirmeye davet ediyoruz.
Öğretmeyi amaç edinmiş öğretmen olsaydınız,bu tür boş işler ile uğraşmayı bırakıp,öğrencisi için daha çok nasıl çalışırda faydalı olurum düşüncesi içerisinde bulunmanız gerekirdi.Siz ne yapıyorsunuz, grev yaparak öğrencilere zarar veriyorsunuz,Herkes kendi işini yapacak ki Türkiye ilerlesin...sizin gibiler yüzünden yeni nesil ancak başkaldırmayı öğrenecek.....(Anlayana tabiki)
ALLAH SİZİN ÇOCUKLARIN BAŞINA SİZİN GİBİ ÖĞRETMENLER NASİP ETSİN KAÇ TANE VELİ YE SORDUNUZ DA GREVE GİDİYORSUNUZ ÖĞRENCİLERİN BIRAK BİR GÜNÜNÜ BİR SAATİNİ BİLE ÇALMAYA HAKKINIZ YOK
KESK Başkanı'na 6 Yıl Hapis Cezası
Aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen'in de bulunduğu 25 sanık hakkında, "terör örgütüne üye olmak" suçundan 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi. Kesk= eğitim sen yani sizler bu terör örgütüne aidatlarınızla destek veriyorsunuz. Bu haber sizin kendi sitenizde de var. 29 Kasım 2011 Kamudan haber den alıntıdır. Siz de kalkmışınız buralarda nutuk atıp duruyorsunuz. KESK= EĞİTİMSEN= TERÖR ÖRGÜNÜNE ÜYE OLMAKTAN CEZAYA ÇARPTIRILDINIZ.Daha ne söyleyeyim önce terörden temizlenin ondan sonra milletin karşısına çıkın. M.ŞEN bu habere de bir cevap yaz da göreyim.Yalan diyemezsin eğitim senin kendi sitesinde bile çıktı.
Ya Aylin Hanım biz size ;- 2002 yılında eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 17 iken, 2011 yılında bu oran yüzde 6’a kadar geriledi. - 2002 yılında 2.122 özel dershane varken, 2011 yılında bu sayı 4.099’a yükseldi. Aynı dönemde dershanelere giden öğrenci 606 binden, 1 milyon 234 bine yükseldi.
- 2002 yılında özel okullara giden öğrencilerin sayısı 223 bin iken, 2011’de bu sayı 498 bine yükseldi.
- 2002 yılında eğitimde sözleşmeli, ücretli, vekil vb adlar altında güvencesiz istihdam söz konusu değilken, bugün 60 binden fazla ücretli öğretmen, 15 bin civarında 4-c’li ve on binlerce taşeron yardımcı hizmetli okullarda görev yapıyor.
- Stajyer öğrencilere önceden brüt asgari ücretin üçte ikisi ödeniyorken, bu oran net asgari ücretin üçte birine düşürüldü.
- Kadınlar için 58, erkekler için 60 olan emeklilik yaşı 1 Ekim 2008’den itibaren ilk işe girenler için geçerli olmak üzere hem kadınlar, hem de erkeklerde 65’e çıkarıldı. diyoruz.
siz bize terörist diyorsunuz.
biz size; - 2008 öncesinde kamu emekçileri hastaneye gittiklerinde parasız tedavi olabiliyorken, bugün her adımda katkı ve katılım payı ödemek zorunda. Zam değil düşüş oldu
- 1 Ocak 2012’den itibaren 1.700 lira maaş alan bir öğretmen, 85 lira Genel Sağlık Sigortası primi ödeyecek. Böylece maaşlarında artış değil, azalma yaşanacak.
- Ocak 2011’de, 1.700 lira maaş alan bir öğretmen 14 küçük altın alabiliyorken, Aralık 2011’de tüm maaşıyla sadece 9 adet küçük altın alabiliyor.
- 2003 yılı öncesinde memuriyet atamalarında “ilk atama yolluğu” ödeniyorken, 2003 sonrasında kaldırıldı.
diyoruz siz bize terörist diyorsunuz.
hem sizin bu hak gasplarına var mı bir söyleyeceğiniz? haksızlıklara diyeceğiniz iki çift sözünüz var mı sizin? yoksa cesaretiniz mi yok?....
eğitimsen ve bu gibi sivil toplum örgütleri bu ülkenin onurlu geleceği için varlar.... ve var olacaklar....
Gelişmiş ve demokratik toplumlarda insanlar taleplerini ,sıkıntılarını ilgililere iletmek ve çözüm üretilmesi için gerekli çalışmaları yapmakla yükümlüdürler.Duyarlı kişiler şunu çok iyi bilirler ki; sorunlar zamanında çözülmediğinde çığ gibi büyüyerek herkesi etksi altına alır ve bir kör düğüme dönüşür.Bizler ,yani çalışanlar kendi iş kolumuzda pek çok sorunu tüm yakıcılığıyla yaşıyoruz.İş kollarında yaşanılan her sorun ,tüm kamuoyunun sorunudur.Amacımız sığ konularla gündem oluşturmak,kamuoyunu meşgul etmek ,halkı madur etmek değildir.Amacımız,ortalık güllük gülüstanlık iken sorun üretmek ve insanlara nutuk atmak değildir.Amacımız,tüm çalışanların sorunlarını dillendirmek,öğrencilerimizin daha iyi koşullarda,gelişmiş ülke standartlarında ve parasız olarak eğitim almalarını savunmaktır.Amacımız kamu çalışanlarının tüm sorunlarının çözülerek kamunun daha iyi hizmet almasını sağlamaktır.Bu nedenlerle 21 Aralıkta grevdeyiz...Saygılarımla
Çocuğumun öğretmenin de yarınki greve katılacağını belirtmek isterim. Çocuğumun böyle duyarlı bir öğretmenin ellerinde yetişmesinden dolayı gurur duyuyorum.Kendini ifade edebilen ,sorunlarını demokratik yollarla anlatabilen öğretmenlerin sayısı arttığı sürece ülkemin kalkınması daha da hızlanacaktır.Bir günü kurtarmak adına bütün geleceğimizi feda etmeyi göze alan kişilerden Allah hepimizi korusun.
Vatandaş rumuzlu arkadaşa sormak isterim:Vatandaş şöyle buyurmuşlar"hangi veliye sordunuz bu grev kararını alırken "
Sayın vatandaşa şunu sormakl gerek; milyonlarca insanı igilendiren ve onların aleyhine kararlar alanlar çalışanlara soruyorlar mı ne istiyorsunuz,derdiniz nedir diye.Vatandaş soruyor mu bu ülkede,dünyada neler olup bitiyor diye.Merak ediyorum ülkenin bu kadar büyüdüğünü söyleyenlere ,"bu büyümeden neden halka pay düşmüyor?" diye soruyor mu vatandaş.Sayın vatandaş soru sorarken,5N 1Ky'ı kime uygulayacağını bin kez düşünsün bence...
Seslerin Dansı
Karanlıktan koyu gölgeler gezinir ruhumda.
Seslerin dansı duyulur suskunluğumda.
Her şey şekil değiştirmiş unutmuş şeklini,
Herkes fikir değiştirmiş unutmuş fikrini.
İnandığını konuşan, konuştuğunu savunan
Tek ben miyim, dinlerken susan.
İnandığını konuşan,konuştuğunu savunan binlerle 21 Aralıkta grevdeyiz.
DÜNYA; KÖTÜLÜK YAPANLARIN DEĞİL, SEYİRCİ KALIP HİÇ BİR ŞEY YAPMAYANLAR YÜZÜNDEN TEHLİKELİ BİR YERDİR... EİNSTEİN
Emekçi olarak, baba-veli olarak, mücadele insanı olarak, tüm çocuklarımızın öğretmeni olarak, ülkesinin geleceğinde halkıyla birlikte güzel günler yaşamak isteyen bedel ödemeye hazır bir nefer olarak ; gereksiz yorumlara karşı ŞAHSİYETLİ kimliğimizle yanıt hakkımı saklı tutuyorum.
Saygım Yaşama Seyirci Kalmayanlara...
Arkadaşlar,ben ve benim gibi pek çok arkadaş sorunlarını dile getirmekten,düşüncelerini ifade etmekten hele hele "hak aramaktan"
korkmuş ve korkutulmuştur.Bizler oturduğumuz yerden ahkam kesmeyi,homurdanmayı,karnımızdan konuşmayı çok severiz."Bana dokunmayan yılan bin yaşasın"düsturuyla hareket etmeyi alışkanlık haline getirerek pek çok yılan beslemişizdir.Beslediğimiz yılanlar bizi de sokmaya başlayınca kıpırdanmaya,silkinmeye çalışmışızdır;fakat bu kez de zehirlendiğimizin farkına varmışızdır.Bizim yerimize de konuşabilen ve dimdik ayakta duran arkadaşları selamlıyorum.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
YaSeMiN
Arkadaşını söyle kim olduğunu söyliyeyim.
AKREP GİBİSİN KARDEŞİM
Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET
Hak nasıl aranır bir söylesen ya vatandaş kardeşim..Çocuğumun hakkı ne olacak diyorsun.
Bu grev aynı zamanda senin çocuğunun da geleceğidir..Allah (cc) korusun! senin çocuğun hasta olduğunda doktora ve ilaca para verebilecekmisin..
Okul yaşı geldiğinde gönderecek okul bulamayacaksın çünki hepsi paralı hale gelecek..
Sen bir günün derdindesin biz Çocuklarınızın bütün geleceğini çalmasınlar(Özelleştirmesinler) derdindeyiz..
Farkına varın. Uyanın artık..
Yok, yok bize rahat falan da batmıyor..Endişemiz cocuklarınızın geleceği..Örnek vereyim: Şimdiki İsrail nasıl kuruldu, bilirmisiniz? Ben söyleyeyim Yahudiler bu gün ağlayan Filistinliler varya onların dedelerinden parsel parsel satın alarak kurmuşlardır israili..Bu misalden ne ders çıkardınız sayın vatandaşım..
Eminim gerekli dersi çıkarmışsındır.
Şimdi bu insanlar normal günlerde can siperane çalışırken sana mı soruyor.Veya okul bittikten sonra ek ders işlerekn senden teşekkür de beklemiyorlar.Katılmıyorsun..Bari diğerlerini karalama..
Yazıklar olsun sizin gibi öğretmenlere Çocuğumun bir gününü elinden çalıyorsunuz.Eylem yapıp ne anlatmak istiyorsunuz.Sadece Muhalifet olmak için bunu yapıyorsunuz hepiniz istifa edin.çekin gidin piyasada bir çok iş var onları yaparsınız öğretmenlik yapacak olan çok.
Aylin Hanım ne güzel yazmıssın ellerine sağlık.Sizlere sonsuz teşekkürler.
Namusunuz ve şerefiniz üzerine yemin ederken; "Eğitime ayrılan pay yükseltilmezse, Maaşlarımız yükseltilmezse, Haklarımız verilmezse, Bize verilen sözler tutulmazsa asla ve asla ders vermeyiz" dediniz mi?
2822 sayılı kanun kapsamındamı yapıyosunuz bu grevi, yoksa element mi uyduruyosunuz?
2822 sayılı kanun madde 30 bend 2:
"Eğitim ve öğretim kurumlarında, çocuk bakım yerlerinde ve huzurevlerinde grev ve lokavt uygulanamaz"
kanunsuz grev yapıyosunuz yani element uyduruyosunuz. o zaman kanunsuz lokavt da olsun :)
her iki tarafta bir şeyler yazmış yazacak ta.arkadaşlar milletvekilinin danışmanına 5000tl maaş sayman 3600tl vs vs vs örnekler bitmez öğretmene gelince yok.neymiş istifa edin yapacaklar çok gibi yorumlar anlamlı değil.eğitim sektöerü kan kaybetmeye devam ediyor ve edecek.kalkınmanın temeli eğitimdir bunu malesef kimse göremiyor.Sayın başbakanımız inşallah bu bakan ile bu işlerin olmadığını ve olamayacağını görür bir an önce sayın Dinçer'in gitmesi lazım.Doktorluk mesleği nasıl uzmanlık mesleği ise öğretmenlik mesleği de uzmanlık gerektiren bir alandır.Kimsenin aldığı ücretin peşinde değiliz.Bir doktorun eline döneriyle 8-10 bin tl geçince sorun olmuyor öğretmene gelince zeytine gitsinler.öğretmeni düz bir işçiyle kıyaslayan zihniyette ki insanlar bu toplumda var oldukça işimiz zor.sonuçta kaybeden ülkemiz .kalkınmanın ilerlemnin temeli eğitim arkadaşlar.çok fazla ücret istemiyor öğretmenler vekilin şoförünün aldığı maaşı versinler yeter .oldu mu beyler.
Meydanda toplanan 5o kişiyi geçmedi,gördük kaç kişi ile grev yaptığınızı,işte size inanan ve sizin gibi düşünenlerin sayısı bu kadar işte,yaptığınız işe kendinizde inanmıyorsunuz ama elden ne gelirki emir büyük yerden yapacağınız bir şey yok.Ayrıca meydanda salladığınız bayrakların rengi sarı ve kırmızı ağırlıktaydı neden acaba....Yazık çok yazık .........
eğitimci rumuzlu arkadaşa katılıyorum. mevcut öğretmenlerin istifa etmesi yerine yenilerinin gelmesi sorunu çözmez, gelene yine aynı muameleyi yapacaklar, okuldaki yardımcı hizmetli ile aynı maaşı verecekler yalan mı? öğretmene (hangi görüşten olduğu önemli değil) bir millet vekilinin şoförüne verilen değer verilmiyor sorun burada. meslekleri birbiriyle kıyaslamak doğru değil ama insanı buna zorunlu bırakıyorlar. her konuda avrupa birliği standartlarını yakalama çabasındayız sadece bu çabayı gelişmiş avrupa ülkelerinin kendi personeline ödediği ücreti yakalamada göstermiyoruz yada göstermek istemiyoruz.
Eyleme muhalif olan şu kahraman arkadaşlarınyazdıklarına, aklımda kaldığı kadarıyla dilimin döndüğünce karşılık vermeye çalışayım bari..
Bir arkadaş 50 kişiyi geçmedi. gördük kaç kişi ile diye yazmış.Buna ne denebilir ki? ilk aklıma gelen Benzetmek yanlış olmasın ama Yüce Peygamberimiz hicretten önce Mekke de kaç kişiydi acaba?.Ben söyleyeyim üç kişi. Ama bu onların haksız olduğu anlamına mı gelir sorabilirmiyim? devam edeceğim...
Bir mücadelede sayı değil ,duruş önemlidir .Asıl eleştirilmesi gereken,greve katılanlar değil katılmayanlar olmalıdır.Çalışanlar sorunlarını en demokratik yöntemle ve kararlı bir duruşla dile getirmişlerdir.Hala birileri kalkıp ileri geri konuşmaya kalkıyor.Sesimizi duyurmak için ne yapmamız isteniyor?Daha farklı bir yöntem varsa buyursunlar yapsınlar da biz de öğrenelim.
tebrikler EĞİTİM-SEN li arkadaşlar...teşekkürler yürekli insanlar,ülkenin dört bir yanında sesinizi duyduk bu gün...sizler çoğaldıkça yalakalık azalacak,sizler çoğaldıkça el etek öpme kültürü azalacak...sizlere hergünkünden daha fazla ihtiyacı var bu ülkenin...yüreğinize sağlık...
hepsının ellerınden optugum saygı deger öğretmenlerim HIYARIN ADI DEGİŞİR AMA TADI DEĞİŞMEZ dıorum!
Öğretmen yalvarmaz,
Öğretmen el açmaz,
Öğretmen boyun eğmez,
Öğretmen dövülmez,
Öğretmen yakılmaz,
Öğretmene kıyılmaz,
Öğretmen sürülmez,
Öğretmen süründürülmez,
Öğretmen DERS verir.
Öğretmen eline teslim edilen çocukları ve milletin kendisini EĞİTİR.
Öğretmen horlanmaz,öğretmene SAYGI duyulur.
Her milletin terbiyesinde var olan saygı kuralı, TÜRK milletinin terbiyesinde daha çok vardır.Bu kural, yöneticilere daha açık bir ifadeyle anlatılmalıdır.Buna ciddi olarak ihtiyaç ve zorunluluk vardır.
Bu sorumluluk bilinci içinde uyarı grevi yapılmıştır.Öğretmenler, tüm sorumluluklarının bilincinde olan aydın insanlardır.Çocuklarımızın aydınlık yarınlara ulaşması için tüm gücümüzle onurlu mücadelemize devam edeceğiz.Saygılarımla....
Öğretmen Yemini
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINA, ATATÜRK İNKILÂP VE İLKELERİNE, ANAYASADA İFADESİNİ BULAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE SADAKATLE BAĞLI KALACAĞIMA; TÜRKİYE CUMHURİYETİ KANUNLARINI TARAFSIZ VE EŞİTLİK İLKELERİNE BAĞLI KALARAK UYGULAYACAĞIMA; TÜRK MİLLETİNİN MİLLÎ, AHLÂKÎ, İNSANÎ, MANEVÎ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ BENİMSEYİP KORUYUP BUNLARI GELİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞACAĞIMA; İNSAN HAKLARINA VE ANAYASANIN TEMEL İLKELERİNE DAYANAN MİLLÎ, DEMOKRATİK, LÂİK BİR HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMI BİLEREK, BUNLARI DAVRANIŞ HALİNDE GÖSTERECEĞİME NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM".
Mesleğimin başında ettiğimiz yemin metni yukarıdaki gibidir.Bu yeminin gereğini yapmak adına greve katılmak zaruridir.Aksi takdirde öğretmenliğimden şüphe duyarım.Saygılarımla...
Düşünme ve ifade yeteneği biz insanlara verilen en büyük lütuflardan birisidir. İnsanlar arasında sağlıklı iş birliği, ancak açık, dürüst, samimi ve hoşgörülü bir iletişimle sağlanabilir.
Karşılıklı bilgi, duygu ve görüş alışverişi yapılırken korkmadan, çekinmeden paylaşılabiliyorsa insanlar fikirlerini birbirlerine rahatça aktarabiliyorlarsa, insanların düşüncelerine karşısındakiler sabır ve hoşgörü ile karşılık verebiliyorsa o toplum geleceğe güven ile yürüyen bir toplumdur.
Eleştiri kültürü kendisi ile barışık ve güvenli bir toplumda gelişir ve yol gösterici olur. Eleştiri kişisel gelişiminin ve başkalarını da geliştirmenin en etkili yolu ve yöntemidir. Eleştiri dozunda ve ölçü içerisinde yol göstermek ve moral vermek amacıyla yapılırsa insanlar için önemli faydalar oluşur.kişiler kendilerine yapılan eleştirilerden yararlanmasını bilirlerse hem kendileri için, ülke ve toplum için de yararlı sonuçlar üretilecektir.
Saygılarımla..
Hep cehalet. Hep cehalet. !
Her yer Ebu Cehl (Cahil)..
Bazen sadece CEHL...
Bazen de MÜREKKEBİ CEHL (Cahilliğini bilemeyecek kadar cahil- demektir-Okumuşu da olur okula gitmeyeni de.Sonuç itbarı ile cehalet okumakla giderilebilen bir olgu değildir.)
İşim çıkmış ara vermek zorunda kalmıştım. Devam edeyim (Aşagıdaki yorumun davamı)
Aşağıda bir ebu cehl vatandaşta diyor ki:-Bıraksınlar bunlar geride yapacak olan binlercesi var..Doğrudur.. görüyoruz bunları..ve bu cahillerde o sözde öğretmenlerin tedrisatından geçmiş olanlardır zaten..Yoksa öyle der miydi?.
Bunlar biraz sonra şöyle derlerse şaşırmayın: - -Bıraksınlar öğretmenliği, ben yaparım'. der mi? der.
Hatta bunlar, Doktorluğu doktordan-Mühendisliği mühendisten-Avukatlığı hukukçudan daha iyi yaparlar..Bunlar için eğitimin, lisansın-deneyimin-kursun-liyakatın-bilginin hiç mi hiç hükmü yoktur.
O yüzden güzel okullarımızın hali ortada..Okullar hapishane gibi örgülü-kameralı-polisli-ticari işletme gibi para toplanan yerler haline geldi.
Bütün Herkes bilmelidir ki:
Bu eylem sadece bakanın şöförünün aldığı kadar para alalım eylemi değidir.Oda vardır ama sadece para değildir.Bildiriyi iyi okuyunuz.Sözüm hani aşağıdan öğrendiğim Ebu Cehl ve yardakçılarına-kötü anlamayın-sözlük anlamı yardım eden demektir.
Keşke diğer sendikalar bu sendika gibi tavır alabilseler de biz de onlara destek verebilsek..
Bir dostum -diyeyim- sarı kırmızı rengin ağırlığından sözetmiş..Aklınca Pkk yı işaret ediyor..Pkk nın Allah belasını versin..Çocuk katilleriyle aramızda bağ kurmaya çalışmak şeref...iktir ve bayatlamıştır.Yok başkanları hüküm giymiş te filan..Biz ülkemize insanımıza bakarız. Bakıyoruz..ve diyoruz ki..Yarın çocuklarınızdan daha fazla katkı payı istenecek..Parası olmayan okuyamayacak..Düzgün bir eğitim alamayacak..Hasta olunca ilaç parasına ve doktor parasına yetişemeyeceksiniz..Eller jiplerde gezerken sen çocuğunun başında çaresiz kalacaksın.
Söylediklerimiz kötüyse daha da diyecek birşeyim yok size..Allah bildiği gibi yapsın.
İnsanlar ikiye ayrılırlar:
Başkaları için yaşayanlar, başkaları sayesinde yaşayanlar.
Sorun olanlar, çözüm olanlar...
Ümit kıranlar, ümit verenler...
Dert üretenler, devâ üretenler...
Şikâyet edenler, çare bulanlar...
Aynı havayı soluyan, aynı sıkıntıyı yaşayan, aynı sevince ortak olan iki insandan biri dert küpü olur çıkar, diğeri deva küpü.
Biri şikâyet üretir, öbürü çare.
Biri yük olur, öbürü yük taşır.
İç dünyalarda düğümlenir bütün iş.
Ağaç olmalı her insan...
Ağaç gibi olabilmeli ..
Ağaçlardan ders almalı.
Karbondioksit aldığı ortamlardan bile oksijen üretmeli...
Ve ağaçlar misali, birbirine bakmalı, birbirine destek olmalı...
Orman olmalı...
ben size terörist demiyorum.Türkiye Cumhuriyetinin mahkemeleri KESK'in başkanı da dahil 25 Eğitim sen li öğretmene terör suçuna karışmaktan hapis cezası vermiş mi? evet vermiş. Peki İstanbul'daki eylemlerinize kim destek verdi? BDP ' millet vekillerini akşam Tv de seyretmediniz mi? doğruları söyleyince neden bozuluyorsunuz anlamadım. Ben diyorumki sizin maaşınızdan kesilen sendika aidatları dolaylı KESK' e yani terör suçu işleyenlere gitmiyor mu? siz ne biçim eğitimcisiniz bunu anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Siz bunu anlamak istemiyorsanız devam edin terörü aidatlarınızla desteklemeye .
Benim oğlum bina okur döner döner yine okur.Boşuna
YURDUMUN AYDIN İNSANLARI, EĞİTİMSENLİ ÖĞRETMENLERİM , Siz orada halka ,emekçiye, üretene ,işsize, yoksula haklarını öğretmeye devam ettikçe dün olduğu gibi bu günde iktidar yalakaları, yalakalıktan geri kalmayacaklar gibi görünüyor.Ne deyim, KÖR OLASINIZ DEMİYORUM , KÖR OLMAYINDA ACIKTA GERÇEKLERİ GÖRÜN ...
İnsan ve İnsancık Kişilikleri İle Yorum Atanlara
1.Demokrasi kültürü edinmiş dost yorumculara teşekkür ederim.
2.Ot desem,odun mu desem,düşünme organı ile boşaltım ortamı yer değiştirmiş sanal şahsiyetli insancıklar mı desem?Sanırım sonuncusu daha güzel yakıştı.Bu İNSANCIKLARA, terbiyem ve demokrasi kültürümün kabul etmeyeceği sözleri sarf etmeyeceğim.Ama...
gerçekçi-gerçeksiz, diyarbakırlı-diyarıyaban, herkül-karınca, saçmalık-saçmasız,hayırlı-hayırsız,Aylin kısabay-gerçekte bay,sade vatandaş-orta vatandaş...sizlere ŞAHSİYET sahibi biri olarak gerçek kimliğimle gerçek anlamda şahsiyet kazandırmaya her zaman hazırım.
Her birinizin densizce, seviyesizce,ukalaca,bilgisizce attığınız yorumlara halksever kimliğime yakışan bir duruşla yanıt vermeye hazırım.Sizler kendinizi deşifre etmeye hazır yürekli insancıklar mısınız?
Bizler insan olma onurumuza yakışan kimliğimizle her gün GöREVİMİZİN başındayız. Karanlık dünyalarınıza her zaman ışık yakmaya hazırız. Erinmeyiz,usanmayız! Hodri meydan!
Yukarıda sanal rumuzlarını yazdığım insancıkları cumartesi günü saat 12.00’da sendika temsilciliğimiz de eleştiri-özeleştiri ve sentez toplantısına bekliyoruz.Bu davet bizim..!
Saygım; Bilgi Sahibi Olarak Konuşan,Üreten ve Mücadele Eden ŞAHSİYETLİ İNSANLARA…
Not:yukarıdaki yorumun “GöREVDEYDİLER” haberimizin altına atılmıştır…Davetim burada ki sanal insancıklar içinde geçerlidir…
Çağrı yaptık...GELEMEDİLER.SANAL ŞAHSİYETSİZLİKLERİNE, ŞAHSİYET KAZANDIRACAKTIK! Akrep gibi yaşamaya mahkum bunlar..Bizler her zaman yaşamın içindeyiz,haklılığımızla.
Saygım;Gerçek Kişiliği İle Yaşamı Ören Şahsiyetlere...
21 Aralık'ta GREV'deyiz...
BU DAVET BİZİM..!
- Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir Toplu Söz...
Bizler; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, adalet, vergi, ulaşım, haberleşme, yerel hizmet, yol, yapı-alt yapı, tapu-kadastro, çevre-şehircilik, afet-kurtarma, tarım-orman, enerji, kültür-sanat ve daha birçok alanda kamuda hizmet üreten, ürettikleri değerler ile hayata yadsınamaz katkılar sunan kamu emekçileriyiz. Ürettiğimiz bu temel kamusal hizmetlerin karşılığında, yoksulluk sınırının altında düşük ücretler ile yaşamaya çalışan, başkaca geliri olmayan bizler;, ülkenin her yanında ve her işkolunda, üretimden gelen gücümüzü kullanarak, 21 Aralık 2011 günü iş bırakacak ve hizmet üretmeyeceğiz. Siyasi iktidar 9 yıldır bizleri sadaka gibi gülünç zamlar ile oyalamakta, Toplu Sözleşme hakkımızı kasten kullandırmamaktadır. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa Referandumunda söz vermesine rağmen, aradan 1,5 yıla yakın zaman geçmesine rağmen hâla bu konuda hiçbir şey yapmamıştır. Son aylarda yağmur gibi KHK çıkararak parlamentoyu saf dışı bırakmış, acelesi olmayan onca yasayı hızla çıkarmasına rağmen, 2 milyon kamu emekçisini ve ailesini ilgilendiren Toplu Sözleşme yasası konusunda ise oyalama taktiğini sürdürmektedir. Bu bahaneyle kamu emekçilerini bu yıl da % 3’lük sadaka zammı ile kandırmanın uğraşındadır. Oysa ülkemizin altına imza attığı İLO sözleşmesinin bir gereği olarak ve Anayasanın 90. Maddesiyle de anlam bulan “TOPLU SÖZLEŞME ve GREV” hakkımız vardır, ancak siyasi iktidar bu hakkı görmezden gelmektedir. Bu hakkımızı, fiili-meşru mücadelemiz ile işler hale getirmek istiyoruz. Toplu Sözleşme; çalışanların ekonomik, özlük ve sosyal haklarının toplu pazarlık yöntemi ile belirlenmesidir ki çalışanlar için büyük bir nimettir. Bizler için hayati öneme sahip bu önemli hak, kullanılmaya başlanırsa, bundan sadece bizler değil, gelecekte kamuda çalışacak genç nesiller de yararlanabilecektir. Ayrıca kamunun tasfiyesine-özelleştirmelere ve kamusal hizmetlerin paralı hale getirilmesine karşı bu haykırışımız, sadece bugünün değil, geleceğin de mücadelesidir. Anayasal haklarını kullanarak örgütlenen, “İnsanca Bir Yaşam İçin İnsanca Yaşama Yetecek Ücret” talebiyle Toplu Sözleşme (TİS) ve GREV hakkı için mücadele eden kamu emekçileri; kendilerine dayatılan % 2,5 – 3’lük sadaka zamlarını kabul etmeyecek, 21 Aralık 2011 günü, tüm ülkede üretimden gelen gücünü kullanacak ve hizmet üretmeyecektir. Anayasal hakkımızı kullanarak; ekonomik, özlük ve sosyal sorunlarımıza dikkat çekip, 21 Aralık’ta haklı taleplerimizi en etkili bir şekilde haykıracağız. Çünkü artık sözün bittiği noktadayız. Bu nedenle kamu emekçisine, eyleme katılımından dolayı gözdağı vermek, korkutmak amaçlı ceza nitelikli işlem kesinlikle uygulanmamalıdır. Zira bu konuda kamu emekçisi memurları haklı gösterir nitelikte pek çok İdare Mahkeme ve Danıştay kararı mevcuttur. Danıştay 12. Dairesi’nin Danıştay 11. Daire ile birlikte vermiş olduğu 12.12.2001 tarihli 2001/3307-4415 Sayılı kararı örnek kararlardan biridir. İdareye ve özellikle üst düzey yöneticilere bu konuda düşen görev; kamu emekçilerinin bu anayasal haklarından mahrum etmek, engellemek, baskı yapmak-tehdit etmek yerine, çalışanların haklı talep, sorun ve tepkilere kulak vermek olmalıdır. Sendika şubemizde de gerekli hazırlıklar yapılmakta olup; şube hukuk büromuz, üyelerimiz adına ÖRNEK SAVUNMA ve DAVA DİLEKÇELERİ hazırlamıştır. Bu konuda tüm üyelerimize, hatta üyemiz olmasa da bu greve katılan tüm kamu çalışanlarına gerekli hukuksal destek sunulacaktır. Hiçbir kamu çalışanının mağdur olmaması için, gerekli tüm çalışmalar ve hazırlıklar başlatılmıştır. Bu gerçeklikten hareketle; başta TOPLU SÖZLEŞME hakkımız ve İŞ GÜVENCEMİZ olmak üzere, tüm kamu emekçilerini; 21 Aralık’ta İŞ BIRAKMAYA, haklarına ve geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz. KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA; YA HEP BERABER, YA HİÇ BİRİMİZ..!